Modern bilim hızla ilerliyor. Her geçen gün yeni tedavi usulleri ortaya konuluyor. Ancak bununla birlikte sürekli olarak yeni ve tedavisi bulunamayan başka hastalıklarla karşılaşıyoruz. Bu durum hastalıklarla mücadeleden önce hastalıklara yakalanmamayı yani koruyucu hekimliğin esaslarının bilinmesini ve uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Nitekim Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) tıbba dair tavsiyelerinin birçoğunun koruyucu hekimliğe ait olduğunu görmekteyiz. Bulaşıcı hastalıklara karşı korunma, salgının bulunduğu yere girmeme ve bu yerde bulunuyorsa dışarı çıkmama (karantina), vücut temizliği, yiyecek ve içeceklerin temiz tutulması, çevre temizliğine önem verme, dişleri misvaklama, yeme-içmede aşırıya kaçmama, yemekten önce ve sonra elleri yıkama, oturarak yemek yeme gibi nebevî tavsiyelerin hastalıklardan korunma adına ne kadar önemli olduğu günümüz ilim adamları tarafından da ifade edilmektedir. İşte bu açıdan meseleyi değerlendirdiğimizde Hz. Peygamber’in hem tedavi hem de hastalıklardan korunma maksadıyla uyguladığı hacamatın önemini daha iyi kavramış oluruz.

Günümüzde hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntem ve ilâçların yan tesirlerinin bulunması, dünyanın birçok yerindeki bilim adamlarını, hastalıklara karşılık eskiye, denenmiş, tecrübe edilmiş ve insanların yüzyıllardır yapa geldikleri tabiî tedavi metotlarına sevk etmiştir. Alternatif Tıp olarak anılan bu doğal tedavi yöntemlerinden birinin de Peygamberimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) uyguladığı ve ümmetine tavsiye ettiği hacamat olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda Avrupa’da, Asya’da ve dünyanın değişik yerlerinde yapılan araştırmalar ve çalışmalar da bu hakikati desteklemektedir. Ayrıca günümüzde, hacamatı hayatlarında düzenli bir şekilde uygulayarak sağlığını muhafaza eden ve hastalıklardan kurtulan kişilerin tecrübeleri de hiç şüphesiz bunun önemini daha da artırmaktadır.

Tarih boyunca uygulanan hacamat günümüz modern tıpta kan verme metodu olarak algılanmaktadır. Günümüz şartlarında ise damardan şırınga ile kan almanın da hacamat olarak değerlendirilebileceğini söyleyenler vardır. Ancak hacamatın gerek vücudun değişik yerlerine uygulanması gerekse de ana damarlardan değil de kılcal damarlardan pıhtılaşmış kirli kanın alınması ve bu uygulama için uygun zamanların belirlenmesi gibi unsurlar hacamatı, günümüzde şırınga ile damardan temiz kanı almaktan farklı kılan yönlerdir. Bunun için binlerce yıldır uygulanan hacamatın, gelişen modern tıbbın imkânlarıyla ilim adamları ve araştırmacı doktorlar tarafından bu farklı yönleriyle tekrar ele alınarak incelenmesi gerektiğine inanıyoruz. Böyle bir araştırma yapmanın da bu tedavi uygulamasını Cibril’in diliyle bizlere tavsiye eden Hz. Peygamber’e (sallallahü aleyhi ve sellem) vefanın bir gereği olduğunu düşünüyoruz.

Son olarak sağlığımızı koruyan ve şifayı verenin yalnızca Allah olduğunu ifade eder, yine O’nun Habib-i Edibi Hz. Muhammed’e (sallallahü aleyhi ve sellem) tavsiye ettiği vesileler ile O’nun Hafîz ve Şâfî isimlerine sığınırız.

*Araştırmacı-Yazar
fyilmaz@yeniumit.com.tr

İstifade Edilen Kaynaklar
Abdullah Köşe, Mahmut Rıdvanoğlu, “Hacamat” maddesi, Diyanet İslâm Ansiklopedisi
(DİA), XIV, 421-422.
Ali Rıza Karabulut, Tıbb-ı Nebevi, Mektebe Yayınları, İst. 1992.
Mahmud Denizkuşları, Peygamberimiz ve Tıp, Marifet Yayınları, İstanbul 1982.
İbn Kayyim el-Cevziyye, et-Tıbbu’n-nebevî, (Nşr. Âdil el-Ezherî-Mahmûd Ferec el-
Ukde), Kahire 1410/1990, s. 42- 45.
Dr. Nevzat Emiroğlu, Kan ve Dolaşım, Yeni Asya Yayınları, İst. 1982.
Dr. Aidin Salih, Gerçek Tıp, Yazı Yayıncılık, İst. 2010.
www.islamiforum.com/hacamat